Gün geçtikçe daha da küreselleşen
dünyamızda ulus ve devletlerin birbirleriyle olan ilişkileri eskisinden daha sıcak,daha güçlü ve daha kompleks bir
hal aldı.Sanayiden,ticarete;spordan,siyasete kadar bir çok alanda
devletler,halklar ve de bireyler
birbirleriyle ezelden gelen rekabetlerinin dozajını zirve noktasına
ulaştırdılar.biz Türkiye Cumhuriyeti olarak da bu yarışın içerisinde kendimize
ön sıralarda bir yer kapabilmek istiyorsak eğer; gelişmiş toplum olabilmenin
gereklerini yerine getirmeli,toplumumuzun her
ferdini tek başına nitelikli,donanımlı bir hale nasıl
getirebileceğimizin yolları üzerine kafa yormalıyız.
Büyük rekabetlerin kazananları
diğerleri ile aralarında fark oluşturabilenlerdir. Fark oluşturabilmenin yolu da
farklı düşünmek,farklı uygulamak ve farklı konuşmaktır.Bu yüzden toplumumuzun
“farklı”insanlarına değer vermeli,onları
el üstünde tutarak olabildiğince kendilerinden istifade edebilmeliyiz.Sanatçılar
,sıradanlıktan uzak düşünce tarzları,olayların görünmeyenini
araştıran;sorgulayan kuşkucu yapıları ve de keskin zekaları ile her millet gibi
bizim milletimizin de çağdaşlaşma serüvenindeki başrol oyuncularıdır.Zira onlar “farklı”
insan modelinin toplumumuzdaki birer somut örneğidirler.Her sanatçı bir fikir
adamıdır aslında.Düşünceleriyle içerisinde bulunduğu topluma yol
gösterir,insanları düşünmeye sevk ederek onları olgunlaştırır. sanatçı o kadar
değerlidir ki ,toplumsal gelişmişlik seviyesini arttırmaya yarayan fark
yaratabilme olgusuna sahip olamamış,sıradan zeka ve eğitim seviyesine sahip
insanlarda farkındalık oluşturur,yani bireylere rehberlik eder,üzerindeki
aydınlığı bütün bir toplumun üzerine yansıtarak bilinçlenmeyi sağlar;böylelikle
bir toplumun kültür,düşünce standardının
yükselmesine yardımcı olur.
Geçmişe bakıldığında
düşünen,sanatı meşgale edinen fikir adamlarına sahip milletlerin diğer
milletlere göre kendilerini nasıl geliştirdikleri görülebilmektedir.Rönesans
öncesi Avrupa toplumu ile Rönesans sonrasındaki yüzyıllarda yaşam süren çağdaş
Avrupa toplumunu karşılaştırmak dahi
sanatın ve sanatçının toplumların ve devletlerin gelişmişliğine ne kadar
katkıda bulunduğunu anlamamız için yeterlidir.Klişeleri yıkan ,yeniliklere açık
ve düşünme becerisine sahip insanlar;orta çağ karanlığından tutup çektikleri
toplumlarını, ileriki asırlarda, sonu dünyada söz sahibi olmakla bitecek bir
zaman yolculuğuna çıkartmışlardır.Onun içindir ki bugün
İngiltere,İtalya,Fransa ve ABD gibi
ülkeler hem ekonomik hem siyasi hem de toplumsal gelişmişlik olarak dünyada
başı çekmektedir.500 yıl önceye dayanan bir yatırım bugün dahi onlar için
meyvelerini vermeye devam etmektedir.
Hal böyle iken zaten toplumumuzda
sınırlı sayıda bulunan sanatçılara ve fikir adamlarına desteğimizi
arttırmalı,bugüne kadar bir yerlerde yetenekleri harcanıyor olmakta olan
sanatçı adaylarına elimizi uzatarak nitelikli insan sayımızı arttırmaya
çalışmalıyız.Aksi takdirde farklılığı ve farkındalığı olmayan bir toplum olacak
ve dünyanın diğer gelişmiş toplumlarından geri kalmaya devam edeceğiz.
1 yorum:
Uzun ve kompleks cumleler kurman metnin anlasilabilirligini zorlastirmis ama genel hatlariyla gayet guzel bir yazi. Basarili buldugum yazarlardan birisiniz. Yazilarinizin devamini bekliyorum.
Yorum Gönder